| Şehitlerimizin İntikamı Alınacak! |
| Son nefesimizde de Olsa Son Sözümüz Şehitler
Ölmez Vatan Bölünmez!!! Ata'larımız Bu Vatan İçin VATAN MİLLET SAKARYA Dedi.
Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez ! ' | Ata'larımız Bu Vatan İçin VATAN MİLLET SAKARYA
Dedi. Vatan Bölünmez Şehitler Ölmez !
| NE MUTLU TÜRKÜM DIYENE...!!!! |

Şimdi soruyoruz, binlerce
yıldır birbirinin içine geçmiş insanları ayırmaya çalışmak hainlik değil de
nedir? Bırakın artık elinizdeki o nifak tohumlarını. Bu topraklarda büyümeyecek
o nefret fidanları. Bu toprağın ormanları sizin sahte ağaçlarınızı almayacaklar
arasına. Bu toprağın özünde hain yetiştirmek yoktur. Ne yazık ki sizin gibi
hainler dışarıdan geliyorlar. Ama sanmayın ki kaynağını bilmiyoruz, sanmayın ki
anlamıyoruz, sanmayın ki meydanı boş bulup at koşturmanıza izin veriyoruz.
Unutmayın ki at binmek bizim özümüzde var. Güneş elbet bir gün bu toprakların
üzerine kaldığı yerden doğmaya devam edecek. Gelin gölge etmeyin hayatımıza,
gelin güneşin altında ele ele oynayan çocukları ayırmayın. Gelin özür dileyin
ortak geleceğimizden. Gelin köpekleşmenin tarihinde önsöz olacağınıza güneşli
günlerin kaynakçasında geçsin adınız. Netice şudur ki Hainler, âfâkını sarmışsa
çelik zırhlı duvar, bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var.
Güneşli günler yakındır. Belki yarın belki yarından da
yakın! Ümitsizliğe
düştüğünüz zaman mavi gökyüzüne bakın ve Atamızın şu cümlelerini hatırlayın.
Göğsünüz bir kere daha kabarsın, tüyleriniz diken diken olsun, gözlerinizden iki
damla yaş aksın. “Bu memleket dünyanın beklemediği asla ümit etmediği, bir
müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu sahne en aşağı yedi bin
senelik Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki
çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden,
yıldırımlarından, kasırgalarından korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı. Onları
tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiatın çocuğu tabiat
oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu. Türk, budur. Yıldırımdır,
kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinligi, şehidimin son örtusü. Işık lşık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar! Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter. Savaş
bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere
düşürdüğü gün Gölgene sığındık. Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı; Barışın
güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında
doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim; Yer yüzünde
yer beyen: Nereye dikilmek istersen Söyle seni oraya dikeyim!