|
|
|
| . |
| |
|
Önce Sağlık |
 |
Varislerinizden
kurtulabilirsiniz!
Damar içi lazer tedavisi
ile varislerden kurtulmak mümkün artık! Sema
Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr.
Aşkın Ali Korkmaz damar içi lazer tedavisi
hakkında merak edilenleri
anlattı... |
Varis
nedir? Varis; vücudumuzda kanın geri dönüşünü
sağlayan toplardamarın hastalığıdır. Kanın geri
dönüşünü yerçekimine karşı etkili biçimde
yapabilmek için toplardamarların içinde tek yönlü
çalışan (yukarı doğru) kapakçıklar vardır. Bu
kapakçıklardaki yetersizlik sonucu kan
bacaklarımızda birikir. Zaman içinde bu biriken
kanın oluşturduğu basınç cilt altındaki
toplardamarların genişleyip görünür hale gelmesine
neden olur.
Özellikle bacağımızın iç
yüzünde ayak bileğinden kasığa kadar seyreden ana
toplardamarda (büyük safen damarı) oluşan geri
kaçış daha küçük yüzeysel damarları etkileyerek
bacaklarda diz altı ve üstünde varisler
yapar.
Varislerin bacaklarımızdaki
görüntüyü çirkinleştirmesi dışında bacaklarda
ağrı, şişlik ve dolgunluk hissine neden olur.
Bazen gece krampları görülebilir. Eğer tedavi
edilmezse zaman içinde egzama, cilt lekeleri hatta
iyileşmeyen bacak yaraları gibi ciddi
komplikasyonlara neden olabilir.
Varis
kimlerde olur? Dünya üzerinde milyonlarca insan
varis şikayeti ile doktora başvuruyor. Çoğunlukla
kalıtımsal nedenler ön planda. Kadınların %40’ı
erkeklerin %25’inde varis görülüyor.
Diğer
nedenler; - Hamilelik, doğum kontrol hapı
alınması. - Uzun süre ayakta kalmayı ya da
oturmayı gerektiren meslekler. - Hareket
azlığı, şişmanlık. - İleri yaş. - Bacak
enfeksiyon ve travmaları, jartiyer yada sıkı
lastikli çorap kullanımı eğilimi olanlarda varise
neden olabilir.
EVLT (Damar içi lazer
tedavisi) nedir? EVLT varise neden olan
toplardamarın, iz bırakmadan ve ameliyatsız lazer
ışınları kullanarak içten yakılması yöntemidir.
Lokal anestezi ile basit bir müdahale odasında
yapılabilmesi ve kısa ve büyük ölçüde ağrısız bir
iyileşme dönemi olması gibi avantajları
bulunuyor.
Tedavi genellikle 1 saatten az
bir sürede yapılıyor ve hasta müdahale odasından
yürüyerek çıkıp aynı gün evine dönebiliyor. Günlük
normal aktivitelerini hemen yapabilen hastalar
eğer çalışıyorlarsa 1–2 gün içinde işlerine
başlayabiliyor.
EVLT nasıl
yapılır? İşlem öncesi:
Tedaviden birkaç
saat veya hemen önce yapılan muayene ve tetkikler
bulunuyor. Bacağın ultrasonik doppler ile
değerlendirilmesi ve fizik muayene bulguları ile
problemin nedeni ve ciddiyeti anlaşılıyor. Bu
bilgiler ışığında hastaya hastalığı ve girişimin
ne şekilde yapılacağı ayrıntısı ile anlatılıyor ve
hastanın soruları cevaplanıyor. Girişimin olası
riskleri konusunda hasta aydınlatılıyor ve onayı
isteniyor.
İşlem sırasında:
-
Müdahale odasında yatırılan hasta steril örtülerle
örtülür. - İşlemin yapılacağı bacakta kateterin
giriş noktasına lokal anestezi yapılır. -
Ultrason rehberliğinde işlem yapılacak damar
bulunur. - Lazer kateteri kasığa kadar yine
ultrason rehberliğinde ilerletilir. - Damarın
seyri boyunca yine özel karışım bir lokal anestezi
(tümesan anestezi) yapılır. - Lazer kateteri
yavaş bir şekilde kasıktan giriş yapılan yere
kadar çekilerek damar içten lazer ışınları ile
tahrip edilir.
İşlem sonrası:
- EVLT
işleminin hemen sonrasında elastik bandaj veya
basınçlı varis çorapları ile işlem yapılan bacağa
kompresyon uygulanır. - Bandaj ya da çorabın ne
kadar kalması gerektiği (en az 24 saat) ve hangi
durumlar olmadıkça gevşetilmemesi konusunda
hastaya ayrıntılı bilgi verilir. - Hasta aynı
gün evine gönderilir eve giderken yürüyebilir ve
eve döndükten sonrada kısa yürüyüşler yapması
önerilir. - 2 gün sonra kontrole çağrılan
hasta, artık günlük işlerine dönebilir sadece
sıcak banyo ve ağır egzersizler yapmaması
önerilir. - EVLT işlemi sonrası rahatsızlık
hissi minimumdur hastayı çok rahatsız etmeyen,
işlem bölgesindeki hassasiyet ve kızarıklıklar
7–14 gün içinde iyileşmektedir. - Hasta 1 hafta
sonra kontrole çağrılır. Daha sonraki
kontrollerinin nasıl ve ne zaman olması gerektiği
konusunda bilgilendirme yapılır.
EVLT
hakkında sık sorulan sorular
EVLT cihazı ne
şekilde çalışıyor? Lazer enerjisi fiber kateter
içinden geçerek hastalıklı toplardamarı içten
yakıyor ve damarın büzülüp kapanmasına neden
oluyor böylece damar içinden artık kan
geçemiyor.
Bu damarın kapatılması sorun
oluşturur mu? Hayır. Bacaklarımızda
toplardamarlar bir ağ gibidir, diğer damarlar
kanın yukarı dönüşünü rahatlıkla
sağlayabilir.
İşlemin olası riskleri
nelerdir? Her türlü tıbbi işlemin birtakım
komplikasyonları olabilmektedir, ancak EVLT eğer
usulüne uygun yapılırsa ciddi problemlere neden
olmamaktadır. Sadece bazı hastalarda bacaklarda
hassasiyet, kızarıklık nadiren geçici uyuşmalar
olabilmektedir.
EVLT’ye alternatif
tedaviler nelerdir? Hastalıklı damarın
tedavisinde geleneksel yöntem cerrahi olarak
damarın çıkarılması ve bağlanmasıdır (Stripping ve
ligasyon). Bu yöntemde kasıkta ve diz ya da bilek
seviyesinde en az iki kesi yapılması gerekir. Bu
işlem genellikle genel anestezi altında
yapılmaktadır. Bütün bunlar hastanede kalış ve
iyileşme süresini uzatır, ameliyat izleri daha
büyüktür.
EVLT sonrası varisler tekrar
oluşabilir mi? EVLT ile tedavi edilen bu
damardaki hastalık varislerin en önemli nedenidir
bu yüzden yeniden varis oluşumu çok nadir olmakla
birlikte garantisi yoktur.
EVLT’nin başarı
oranı nedir? Yeni bir yöntem olması ile
birlikte, elimizde 5 yıllık takip sonuçları vardır
ve araştırmalar başarı oranının yüzde 98’in
üzerinde olduğunu
belirtmektedirler. | |
| . |
.
 |
Dondurmasız Yaz
Geçmez
Yaz aylarında tüketmeyi
en çok sevdiğiniz besinlerin başında ne gelir diye
sorsak, cevabınız kuşkusuz 'dondurma'
olacaktır... |
Süt, şeker,
glikoz şurubu salep, süt yağı, vanilya, meyve
püresi, çeşitli kuruyemişler, çikolata veya
kakaodan yapılan dondurma besleyici değeri yüksek
olan dondurma herkesin severek tükettiği bir
tatlı.
“Her mevsim tüketilebilen dondurmada
dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sağlık ve
hijyen kurallarına uygun hazırlanmış olmasıdır”
diyen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Aytaç
Ak, dondurmanın besin değeri ve özellikleri
hakkında bilgi verdi.
Karbonhidrat,
protein, kalsiyum, fosfor, demir, çinko,
magnezyum, sodyum, potasyum, A, E, C, D ve B
vitaminleri yönünden zengin içeriği nedeniyle,
dondurma aynı miktar süte göre daha yüksek oranda
enerji, mineral ve vitamin kaynağıdır. Bu nedenle
dondurma, çocuklar için özellikle yazın tüketimi
artan bir besindir.
Genellikle çocuklar yaz
aylarında daha az süt tükettikleri için kalsiyum
ihtiyaçlarını karşılamak daha zordur. En iyi
kalsiyum kaynağı olarak bilinen süt, yoğurt,
peynir gibi besinlerin yanı sıra sütten
hazırlanmış olan dondurmayı tüketmek çocukların
kalsiyum gereksinmesine katkı
sağlar.
Sağlık sorunu olmayan her çocuk
dondurma yiyebilir. Ancak bir yaşına kadar bütün
besinlerle yeni tanışan, alerji riski yüksek olan
çocuklara dondurma vermek doğru değildir. İnek
sütü ve yumurta alerjisi olan veya diyabetik
çocuklara dondurma yedirilmemelidir. Bir yaşından
büyük çocuklarda ise aşırıya kaçmadan, günde 1-2
top dondurma tüketimi
yararlıdır.
Dondurmanın yemekten sonra
verilmesi hem iştah kapanmasını önler hem de
midede soğuk yiyeceğin yaratacağı kramp tarzı
rahatsızlıkların ortaya çıkışına neden olmaz.
Dondurma her mevsim tüketilebilecek sağlıklı bir
tatlıdır. Dondurmayı tüketirken dikkat edilmesi
gereken en önemli nokta, dondurmanın sağlık ve
hijyen kurallarına uygun hazırlanmış olmasıdır.
Özellikle dondurmanın yapıldığı sütün pastörize
olması ve hazırlanırken mikroorganizmalarla
bulaşmasının önlenmesi gereklidir.
Süt
mikroorganizmaların üremesi için çok iyi bir
ortamdır. Bu nedenle çok kolay bozulur ve sağlığa
aykırı bir duruma gelir. Üretim esnasında gıda
maddeleri tüzüğüne uygun olan katkı ve renk
vericilerin kullanılması, uygun paketleme ve
etiketlemenin yapılmış olması, üretim sonrası
dağıtımının soğuk zincire uygun yapılması çok
önemlidir.
Açıkta satılan dondurmalar
güvenilir yerlerden alınmalıdır. Dondurmanın
içinde buz kristallerinin olması kurallara uygun
üretilmediğinin göstergesidir. Buz kristalleri,
boğazı çizerek enfeksiyonlara neden olur.
Özellikle mahalle aralarında seyyar satıcı
tezgahlarında satılan dondurmalar sağlık açısından
riskli olabilir. Ambalajlı ürünlerde sık satış
yapılan yerleri tercih etmek, ambalajın ve şeklin
bozulmamış olmasına dikkat etmek ve son kullanma
tarihlerine göz atmak hem kendi sağlığınız hem de
çocuğunuzun sağlığı için
gereklidir. | |
| |
 |
Orgazmın Sorumlusu
Genler
Orgazm olamayan kadınlar
sorunun genetik olup olmadığını öğrenmek için önce
jinekoloğa
gitmeli. | |
4 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmaya
göre her üç kadından biri orgazm olamıyor.
Araştırmacılar sorunun kaynağının genetik olabileceğini
belirtiyor.
Kadınlar neden orgazm olamıyor? Neden
fizyolojik mi psikolojik mi? Yıllardır tartışılan bu
konuya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum
Uzmanı Opr. Dr. Figen Taşer Güney açıklık getirdi.
Güney, son araştırmalara dayanarak orgazm olamamanın
kökeninde genlerin etkisi olabileceğini öne
sürdü.
Dünyada 4 bin kadın üzerinde yapılan bir
çalışmada, kadınlarının üçte birinin hiç orgazm olmadığı
ya da nadiren orgazm olduğu, onda birinin de her cinsel
birleşmede orgazmı yaşadıkları ortaya çıktı. Klitoral
uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranı ise yüzde
30 olarak belirlendi. Kadınların yüzde 34’ü
mastürbasyonla orgazma ulaşırken, orgazma ulaşamayan
erkeklerin oranı sadece yüzde 2.
GENETİK
ETKENLER Orgazm bozukluklarına yönelik yapılan birçok
çalışma, genlerin kadın ve erkekteki orgazm
bozukluklarının sorumlusu olduğunu ortaya koyuyor.
Orgazm olamamanın ikinci önemli nedeni ise psikolojik.
Cinsel yönden bilgi sahibi olmayan kadın korkuları
yüzünden orgazmı yaşamıyor. Bu korkular arasında ilk
gece korkusu ve hamile kalma korkusu var. Tiksinme
duygusu da orgazmı engelleyen etkenlerden biri. Dr.
Güney menopoz sonrasında da orgazm sorunlarının
yaşandığını söyledi. Vücuttaki östrojen hormonunun
azalmasının vajinal kuruluğa yol açtığını bunun da
orgazm olmayı engellediğini belirten Dr. Güney, orgazmı
şöyle anlattı:
Kadında orgazm nedir? Orgazm,
cinsel uyarım ve zevkin en yüksek noktası olarak
tanımlanabilir. Orgazm sırasında nefes alıp verme
sıklığı, kalp hızı ve kan basıncı artar. Göz pupilleri
büyür, dudaklar koyulaşır, göğüs uçları dikleşir,
klitoris ıslanır ve sertleşir. Artan heyecanla beraber
deri kızarır ve terleme başlar. Kadında büyük dudaklar,
klitoris, vajen ve pelvik organlar penisteki gibi büyür
ve genişler.
Nasıl oluşur? Bazen orgazmdan
hemen önce dakikalarca süren bir haz dönemi vardır.
Orgazm, vajinada ve/veya rahimde hissedilebilen istemsiz
ve zevk veren kasılmalarla aniden ortaya çıkar. Bazı
kadınlarda orgazm, kasılmalar hissedilmeden gerçekleşir.
İstemsiz kasılmalar ve spazmlar, bacaklar, karın, kollar
ve sırt gibi değişik vücut bölgelerinde görülebilir.
Orgazm sırasında vajen bezleri vajinayı iyice
kayganlaştıran ve sıklıkla erkekteki orgazma benzetilen
bir sıvı salgılarlar. Orgazm ile ilgili kasılmaların
spermi vajinadan rahim ağzına doğru yönlendirdiği ve
birden fazla art arda orgazm yaşayan kadınlarda,
orgazmın olmadığı sekse göre bu yönlendirmenin çok daha
fazla olduğu düşünülür.
Orgazmın tipleri
nelerdir? Kadın vücudunda çok sayıda erojen bölge
vardır. En çok bilinenleri vajen ve klitoristir. Orgazm
da vajinal ve klitoral orgazmlar olarak ikiye
ayrılabilir. Klitoris çevresindeki bölgeler çok
duyarlıdır. Tek fiziksel fonksiyonu cinsel zevk
vermektir. Birçok kadın klitoral orgazmın en yoğun
orgazm olduğuna inanır. Kadınlar vajinal orgazma
ulaşmanın daha zor olduğuna inanırlar. Vajenin dış 1/3’ü
en duyarlı bölgesidir. Bir orgazmın diğerinden daha iyi
olduğunu söylemek mümkün değildir, her ikisi de farklı
zevk alma biçimleridir. Her kadın kendi tecrübeleri ile
birini tercih edebilir ve bu nedenle kadının
partnerinin, kadının tercih ettiği tipi bilmesi önem
taşır.
Kadının orgazm olmasının sağlanması için
ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir? İlişkide
kadın ile erkeğin aynı anda orgazm olması diye bir
gereklilik söz konusu değildir. İlişkide aynı anda
orgazm olunması diye bir gereklilik de yoktur. Önemli
olan kadının ya eşi ile birlikle ya da eşinden önce
orgazm olmasıdır. Çünkü erkek orgazm olduktan sonra
ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar. Yeni bir
ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli
bir süreyi gerektirir. Kadınlarda ise bu süre çok
kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca
orgazm olabilirler ve aynı ilişki içerisinde bile çok
sayıda orgazm olabilirler. Bunun için erkek, kadının
orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamalı ve
çaba göstermelidir. |
| | |
|
|
| | |